2012 Bütçesi

2012 MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇESİNİN MAKROEKONOMİK HEDEFLER ÇERÇEVESİNDE İNCELENMESİ

2012 yılı Merkezi Yönetim Bütçesi ve makro ekonomik hedefleri incelemeden önce 2011 yılı bütçe dengesini inceleyerek, Dünya ve Türkiye ekonomisi ile ilgili değerlendirme yapmak istiyorum.

     

  1. 1. OCAK-ARALIK 2011 MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE GERÇEKLEŞMELERİ

 

  1. A. BÜTÇE DENGESİ

2011 yılı merkezi yönetim bütçesi Ocak-Aralık dönemi bütçe giderleri, bütçe gelirleri, bütçe dengesi ve faiz dışı fazla gerçekleşmeleri aşağıdaki tabloda yer almaktadır.

Tablo 1: Merkezi Yönetim Bütçe Dengesi

Merkezi yönetim bütçesi 2011 yılı Ocak-Aralık döneminde 17 milyar 439 milyon TL açık vermiştir.

2011 yılı Ocak-Aralık döneminde faiz dışı fazla bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde yaklaşık 3 katına çıkarak 24 milyar 773 milyon TL olarak gerçekleşmiştir. Böylece 2011 yılının Ocak-Aralık döneminde yılsonu faiz dışı fazla hedefinin 1,8 katı tutarında faiz dışı fazla rakamına ulaşılmıştır.

2010 yılı Ocak-Aralık döneminde bütçe giderleri 294 milyar 359 milyon TL olarak gerçekleşmiş iken 2011 yılının aynı döneminde yüzde 6,4 oranında artarak 313 milyar 302 milyon TL olmuştur.

 

Diğer taraftan 2011 yılı Ocak-Aralık döneminde faiz giderleri geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 12,6 oranında azalarak 42 milyar 212 milyon TL olarak gerçekleşmiştir.

2010 yılı Ocak-Aralık döneminde 254 milyar 277 milyon TL olan bütçe gelirleri, 2011 yılının aynı döneminde yüzde 16,4 oranında artarak 395 milyar 862 milyon TL olarak gerçekleşmiştir. Bu dönemde vergi gelirleri ise yüzde 20,5 oranında artarak 253 milyar 765 milyon TL olmuştur.

Bütçe giderlerini karşılama oranı bu yılın Ocak- Aralık döneminde yüzde 93,6 olmuştur.

Grafik 1: 2011 Ocak-Aralık Bütçe Gerçekleşmeleri

 

 

 

 

 

 

 

  1. B. BÜTÇE GİDERLERİ

2011 yılı Ocak-Aralık dönemi bütçe giderlerinin ekonomik sınıflandırmaya göre gerçekleşmeleri aşağıdaki tabloda yer almaktadır.

Tablo 2: Merkezi Yönetim Bütçe Giderleri

2011 yılı Ocak-Aralık döneminde, merkezi yönetim bütçe giderleri için öngörülen 312 milyar 573 milyon TL ödeneğin 313 milyar 302 milyon TL gider olarak gerçekleştirilmiştir.

Personel giderleri, 2010 yılı Ocak-Aralık dönemlerinde 62 milyar 315 milyon TL olarak gerçekleşmesine rağmen bu yılın Ocak-Aralık döneminde geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 17 oranında artış göstererek 72 milyar 904 milyon TL olmuştur. 2011 yılı Ocak-Aralık döneminde sosyal güvenlik kurumlarına devlet primi giderleri ise geçen yıl 11 milyar 63 milyon TL olmuş, bu yıl aynı dönemde yüzde 16,1 oranında artarak 12 milyar 847 milyon TL olmuştur.

2011 yılı Ocak-Aralık döneminde mal ve hizmet alım giderleri 2010 yılı Ocak-Aralık dönemlerinde 29 milyar 285 milyon TL iken 2011 yılı aynı dönemde yüzde 11,2 oranında artarak 32 milyar 448 milyon TL olarak gerçekleşmiştir. Merkezi yönetim bütçesi sağlık giderleri ise geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 5,4 oranında azalarak 5 milyar 442 milyon TL olmuştur.

2011 yılı Ocak-Aralık döneminde cari transferler geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 8,1 oranında artarak 110 milyar 75 milyon TL olarak gerçekleşmiştir.

2011 yılı Ocak-Aralık döneminde sağlık, emeklilik ve sosyal yardım giderleri için geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 4 oranında azalışla 52 milyar 883 milyon TL transfer yapılmıştır. Sosyal güvenlik primi işveren hissesinin 5 puanlık kısmının Hazine tarafından ödenmesi amacıyla yapılan transfer tutarı ise 4 milyar 720 milyon TL’dir.

2011 yılı Ocak-Aralık döneminde cari transferler içinde yer alan tarımsal destekleme ödemeleri 2010 yılının aynı dönemlerinden yüzde 19,7 oranında aratarak 6 milyar 961 milyon TL olarak gerçekleşmiştir.

Grafik 2: 2011 Ocak-Aralık Bütçe Giderleri

Vergi gelirleri tahsilâtında ortaya çıkan artışın etkisiyle mahalli idare payları 2011 yılı Ocak-Aralık döneminde geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 19,1 oranında artarak 24 milyar 900 milyon TL olarak gerçekleşmiştir.

2011 yılı Ocak-Aralık döneminde 30 milyar 697 milyon TL olan sermaye gideri, 6 milyar 737 milyon TL sermaye transferi yapılmıştır.

Borç verme giderleri 2011 yılı Ocak-Aralık döneminde 5 milyar 381 milyon TL olarak gerçekleşmiştir.

Faiz giderleri 2011 yılı Ocak-Aralık döneminde geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 12,6 oranında azalarak 42 milyar 212 milyon TL olmuştur.

 

  1. C. BÜTÇE GELİRLERİ

2011 yılı Ocak-Aralık dönemi bütçe gelir gerçekleşmeleri aşağıdaki tabloda yer almaktadır.

 

Tablo 3: Merkezi Yönetim Bütçe Gelirleri

2010 yılı Ocak-Aralık döneminde bütçe gelirleri 254 milyar 277 milyon TL iken 2011 yılının aynı döneminde yüzde 16,4 oranında artarak 295 milyar 862 milyon TL olarak gerçekleşmiştir.

2011 yılı Ocak-Aralık dönemi vergi gelirleri tahsilâtı geçen yıl gerçekleşen 210 milyar 560 milyon TL yüzde 20,5 oranında artarak 253 milyar 765 milyon TL olmuştur.

2011 yılı Ocak-Aralık döneminde genel bütçe vergi dışı diğer gelirleri geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 8,1 oranında azalarak 32 milyar 611 milyon TL olarak gerçekleşmiştir.

2011 yılı Ocak-Aralık döneminde özel bütçeli idarelerin öz gelirleri 7 milyar 390 milyon TL, düzenleyici ve denetleyici kurumların gelirleri ise 2 milyar 95 milyon TL olmuştur.

Vergi türleri itibarıyla 2011 yılı Ocak-Aralık dönemi gerçekleşmelerine bakıldığında geçen yılın aynı dönemine göre;

-        Gelir Vergisi 2010 yılı Ocak-Aralık döneminde 40 milyar 392 milyon TL iken 2011 yılı Ocak-Aralık döneminde 48 milyar 807 milyon TL olarak yüzde 20,8,

-        Kurumlar Vergisi 2010 yılı Ocak-Aralık döneminde 20 milyar 925 milyon TL iken 2011 yılı Ocak-Aralık döneminde 26 milyar 993 milyon TL olarak yüzde 29,0,

-        Dahilde Alınan Katma Değer Vergisi 2010 yılı Ocak-Aralık döneminde 26 milyar 325 milyon TL iken 2011 yılı Ocak-Aralık döneminde 29 milyar 956 milyon TL olarak yüzde 13,8,

-        Özel Tüketim Vergisi 2010 yılı Ocak-Aralık döneminde 57 milyar 285 milyon TL iken 2011 yılı Ocak-Aralık döneminde 64 milyar 189 milyon TL olarak yüzde 12,1,

-        Banka ve Sigorta Muameleleri Vergisi 2010 yılı Ocak-Aralık ayında 3 milyar 571 milyon TL iken 2011 yılı Ocak- Aralık ayında 4 milyar 288 milyon TL olarak yüzde 20,1,

-        İthalatta Alınan Katma Değer Vergisi 2010 yılı Ocak-Aralık ayında 36 milyar 208 milyon TL iken 2011 yılı Ocak-Aralık ayında 48 milyar 685 milyon TL olarak yüzde 34,5,

-        Damga Vergisi 2010 yılı Ocak-Aralık döneminde 5 milyar 083 milyon TL iken 2011 yılı Ocak-Aralık döneminde 6 milyar 464 milyon TL olarak yüzde 27,2,

-        Harçlar 2010 yılı Ocak-Aralık döneminde 7milyar 034 milyon TL iken 2011 yılı Ocak-Aralık döneminde 8 milyar 303 milyon TL olarak yüzde 18,0,

artış göstermiştir.

Grafik 3: 2011 Ocak-Aralık Bütçe Gelirleri

 

 

 

 

 

 

 

  1. 2. 2012 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇESİ

 

2012 yılı Merkezi Yönetim Bütçesi; istihdam ve büyümeyi destekleyen, tasarrufları artırmayı ve cari açığı azaltmaya yardımcı olan, ekonomik ve sosyal kalkınmaya odaklanmış, kamu finansman dengelerini iyileştiren ve ülkemizi daha ileriye taşıyacak yatırımlara kaynak ayıran ve orta vadeli program hedeflerine uyumlu olarak hazırlanmıştır.

2012 yılı Bütçesi ile istihdamı artırmak, yurt içi tasarruf seviyesini yükseltmek, cari açığı azaltmak ve mali disiplini güçlendirmek hedeflenmiştir.

2012 yılı Bütçesine baz oluşturan temel makro ekonomik varsayımlar Ekim ayı içerisinde açıklanan Orta Vadeli Programda belirtildiği üzere;

Tablo 4: 2012 Makro Ekonomik Göstergeler
olarak hedeflenmiştir.

 

 

 

 

 

A.  TEMEL BÜYÜKLÜKLER

 

2012 yılı Merkezi Yönetim Bütçesinde;

  • Bütçe Giderleri                                                                                350,9 milyar TL
  • Faiz Hariç Giderler                                                                          300,6 milyar TL
  • Bütçe Gelirleri                                                                                  329,8 milyar TL
  • Vergi Gelirleri                                                                                  277,7 milyar TL
  • Bütçe Açığı                                                                                         21,1 milyar TL
  • Faiz Dışı Fazla                                                                                    29,2 milyar TL

olarak kanunlaşmıştır.

 

Grafik 4: 2011-2012 Temel Büyüklükler Karşılaştırması

 

B.        BÜTÇE GİDERLERİ

 

350 milyar 898 milyon TL olarak belirlenen 2012 yılı bütçe giderlerinin ekonomik sınıflandırmaya göre dağılımı ise şöyle belirlenmiştir.

 

  • Personel Giderleri                                                                            81,7 milyar TL
  • SGK Devlet Primi Giderleri                                                            14,3 milyar TL
  • Mal ve Hizmet Alım Giderleri                                                         28,9 milyar TL
  • Faiz Giderleri                                                                                   50,3 milyar TL
  • Cari Transferler                                                                              130,2 milyar TL
  • Sermaye Giderleri                                                                            27,9 milyar TL
  • Sermaye Transferleri                                                                          4,2 milyar TL
  • Borç Verme                                                                                        8,6 milyar TL
  • Yedek Ödenekler                                                                               4,8 milyar TL

 

 

 

C. BÜTÇE GELİRLERİ

 

2012 yılı Merkezi Yönetim Bütçesinde;

  • Bütçe Gelirleri 329,8 milyar TL
  • Vergi Gelirleri 277,7 milyar TL
  • Vergi Dışı Gelirler 52,1 milyar TL

Grafik 5: Bütçe Gelirleri

olarak tahmin edilmektedir.

2012 yılı Genel Bütçe Gelirleri içerisinde;

  • Vergi Gelirleri 277,7 milyar TL
  • Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 9,4 milyar TL
  • Alınan Bağış ve Yardımlar ile
  • Özel Gelirler 1,2 milyar TL
  • Faizler, Paylar ve Cezalar 23,1 milyar TL
  • Sermaye Gelirleri 11,5 milyar TL
  • Alacaklardan Tahsilat 269 milyon TL olarak yer almaktadır.

2012 yılı Vergi Gelirleri içerisinde ise;

  • Gelir Vergisi 53,8 milyar TL
  • Kurumlar Vergisi 27,2 milyar TL
  • Dahilde Alınan KDV 33,6 milyar TL
  • İthalde Alınan KDV 53,9 milyar TL
  • Özel Tüketim Vergisi 70,6 milyar TL
  • Motorlu Taşıtlar Vergisi 6,7 milyar TL
  • BSMV 4,5 milyar TL
  • Harçlar 9,3 milyar TL
  • Damga Vergisi 7,3 milyar TL
  • Özel İletişim Vergisi 4,8 milyar TL
  • Gümrük Vergisi 4,9 milyar TL
  • Diğer Vergiler 1,1 milyar TL

olarak tahmin edilmiştir.

Grafik 6: Bütçe Gelirlerinin 2011 Yılı Gerçekleşme ile 2012 Yılı Tasarısının Karşılaştırılması

 

Önümüzdeki dönemde küresel gelişmeler çok yakından izlemeli, mali disiplinden ve yapısal reformlardan taviz verilmemesi ve gerekli tüm tedbirlerin alınması ile belirlenen hedeflere ulaşılabileceği tahmin edilmektedir.

3.         TÜRKİYE EKONOMİSİNİN GÖRÜNÜMÜ

 

Kriz sonrası dönemdeki büyüme performansı ile Türkiye, küresel büyüme liginde en üst sıralarda yerini almıştır. Birçok ülke henüz kriz öncesi GSYH seviyesine ulaşamamışken Türkiye ekonomisi Haziran sonu itibarıyla sabit fiyatlarla kriz öncesi seviyesini yüzde 9 oranında aşmıştır.

Türkiye ekonomisinin bu yıl yüzde 7,5, gelecek yıl ise dünya ekonomisine ilişkin artan belirsizlikler ve en büyük ihracat pazarımız olan AB’deki kriz nedeniyle yüzde 4 civarında büyüyeceği öngörülmektedir. Bu süreçte iç talep artışını daha makul düzeye çekmek için alınan tedbirler etkili olacaktır.

Kriz sonrası ekonomik toparlanmanın en çarpıcı özelliklerinden biri yüksek istihdam yaratan bir büyüme olmasıdır. 2007 yılında yüzde 10,3 olan manşet işsizlik oranı, krizin etkisiyle Şubat 2009’da yüzde 16,1’e kadar yükselmiştir. Uygulamaya konulan aktif işgücü politikaları ve büyümede yakalanan güçlü performans sayesinde, Ağustos 2011 itibarıyla, işsizlik oranı yüzde 9,2’ye düşmüştür. Böylece Türkiye, işsizlik oranını kriz öncesi dönemin altına indiren nadir ülkelerden biri olmuştur. Mevsimsellikten arındırılmış işsizlik oranı ise Ağustos ayı itibarıyla yüzde 9,6’ya gerileyerek bu serinin tutulmaya başlandığı 2005’ten bu yana en düşük seviyeye gelmiştir.

2011 yılı sonu itibarıyla brüt kamu borç stokunun GSYH’ye oranının yüzde 39,8’e düşmesi beklenmektedir. Orta Vadeli Program dönemi sonunda (2014) bu oranın yüzde 32’ye düşmesi öngörülmüştür. Ayrıca, kamu net dış borç stokunu Haziran sonu itibarıyla sıfırlanmış hatta dış dünyadan net olarak yaklaşık 300 milyon TL alacaklı konuma gelinmiştir.

Benzer şekilde, genel devlet bütçe açığının GSYH’ye oranının, bu sene sonu itibarıyla yüzde 1’e düşmesi beklenmektedir. 2014 yılı sonu itibarıyla bu oranın yüzde 0,4’e düşeceği tahmin edilmektedir.

Türkiye’yi küresel belirsizliklerin arttığı bir dönemde diğer ülkelerden ayıran faktörlerden biri de güçlü hane halkı bilânçosudur. Ülkemizde hane halkının borçluluk düzeyi son yıllarda yükselse de hâlâ nispeten düşüktür. Bundan da önemlisi hane halkının borcunu döndürebilme kabiliyeti de yüksektir. Kriz öncesi, yüzde 12,3 olan hane halkı yükümlülüklerinin GSYH’ye oranı, Haziran 2011 itibarıyla yüzde 18,8’e çıkmıştır. Bu oran, bünyesinde birçok gelişmekte olan ülkenin bulunduğu AB-27’de ortalama yüzde 60 düzeyindedir.

Son yıllarda rekor düzeyde istihdam artışına rağmen işsizlik oranı hâlâ arzulanan seviyelerde değildir. Bu durum, işgücü piyasasının yapısal özelliklerinden kaynaklanmaktadır.

İlk olarak, ülkemizde, çalışma çağındaki nüfus artışı birçok ülkeye göre yüksek, işgücüne katılım oranı düşüktür.

İkinci olarak, gelişmiş ülkelerle karşılaştırıldığında ülkemizde tarımda çalışan nüfusun toplam istihdamdaki payı oldukça yüksektir. Son yıllardaki düşüşe rağmen, Türkiye nüfusunun dörtte biri tarım sektöründe istihdam edilmektedir.

Üçüncü olarak, 25 yaş üstü nüfusumuzun ortalama eğitim düzeyinin düşük olması ve tarımdan tarım dışı sektörlere geçişin yoğun olması işgücü piyasasında arz talep uyuşmazlığını beraberinde getirmektedir.

Son olarak, ülkemizde istihdamı sınırlayan en önemli faktörlerden biri işgücü piyasasındaki katılıklardır. Türkiye, işgücü piyasası esneklik göstergeleri açısından, 34 OECD üyesi ülke arasında en son sıradadır.

 

4.         DÜNYA EKONOMİSİ

 

Dünya ekonomisinde küresel kriz sonrası olağanüstü para ve maliye politikası destekleriyle başlayan ekonomik toparlanma, 2011’in ikinci çeyreğinden itibaren ivme kaybetmiştir. Küresel ekonomi, Avro Bölgesinde derinleşen borç krizinin etkisiyle tekrar belirsizliklerin arttığı bir döneme girmiştir.

Gelişmiş ülkelerin kriz sonrası potansiyelin altında büyümesi ve yeterli istihdam yaratamaması, global büyüme beklentilerini olumsuz yönde etkilemektedir. Dünya ekonomisinin yarısından fazlasını oluşturan gelişmiş ülkelerdeki bu sorunun, gelişmekte olan ülkeleri ticaret ve sermaye kanalı ile olumsuz etkilemesi de muhtemeldir. Ayrıca, gelişmiş ülkelerin güven veren bir orta vadeli mali plan ortaya koyamamaları, finansal piyasalar ile yatırımcı ve tüketici beklentilerini olumsuz yönde etkilemektedir.

Dünya ekonomisinin 2011 ve 2012 yılları büyüme tahminlerini IMF yüzde 4, OECD ise sırasıyla yüzde 3,8 ve yüzde 3,4 olarak açıklamıştır. Her ne kadar yüzde 4’lük oran makul görünse de büyüme, ülke grupları arasında önemli farklılıklar göstermektedir. Küresel büyümenin dörtte üçünden fazlasını, başta Çin ve Hindistan olmak üzere gelişmekte olan ülkeler sağlayacaktır. Bu ülkelerin 2011 ve 2012 yıllarında sırasıyla yüzde 6,4 ve yüzde 6,1 büyümesi beklenmektedir. Çin ve Hindistan hariç tutulduğunda bu rakamlar sırasıyla yüzde 4,6’ya ve yüzde 4,2’ye düşmektedir. Gelişmiş ülkelerde, büyüme yüzde 1,6 ve yüzde 1,9 olarak öngörülmektedir. Avro Bölgesinde ise devam eden borç krizi nedeniyle global büyümeye ilişkin aşağı yönlü riskler artmıştır.

Grafik 7: Büyüme Oranları (%)

 

 

 

 

 


Bugün gelişmiş ülkeler, borçların sürdürülebilirliği sorunuyla karşı karşıyadır. Bu sorun, küresel krizle ortaya çıkan özel sektör bilânço problemleri ve finansal sektördeki kırılganlıkların kamu bilânçolarına yansımasından kaynaklanmaktadır.

Gelişmiş ülkelerde kriz öncesi dönemde ortalama yüzde 1,1 olan genel devlet bütçe açığının GSYH’ye oranı; 2009 ve 2010’da sırasıyla yüzde 8,7’ye ve yüzde 7,5’e çıkmış, 2011 ve 2012’de ise bu oranın yüzde 6,5 ve yüzde 5,2 olacağı öngörülmektedir.

Avro Bölgesinde bütçe açığının GSYH’ye oranı; Kriz öncesi dönemde yüzde 0,7 olmuş, 2009 ve 2010’da sırasıyla yüzde 6,3’e ve yüzde 6’ya yükselmiş,2011 ve 2012’de sırasıyla yüzde 4,1’e ve yüzde 3,1’e düşeceği tahmin edilmektedir.

Özellikle gelişmiş ülkelerde yükselen bütçe açıkları, kamu borç stokunun da artmasına neden olmuştur. 2007-2011 döneminde gelişmiş ülkelerde kamu borç stokunun GSYH’ye oranı, ortalama 30 puan artarak yüzde 104 seviyesine çıkmıştır. Gelişmiş G-20 ülkelerinde 2011’de yüzde 110 olan borç stokunun milli gelire oranı, 2. Dünya Savaşı’ndan bu yana görülenden yüksek seviyedir. Bu oranın önümüzdeki yıl, daha da artarak yüzde 113 seviyesine çıkacağı tahmin edilmektedir.

Grafik 8: Bütçe Açıkları ve Borç Stoku (% GSYH, 2011)

Küresel kriz sonrasındaki ekonomik toparlanma ve yüksek emtia fiyatlarıyla beraber gelişmekte olan ülkelerde enflasyonda artış gözlenmiştir. 2010 yılında yüzde 6,7 olan gelişmekte olan ülkelerdeki enflasyonun, 2011 yılı sonunda yüzde 7’ye yükseleceği tahmin edilmektedir. Küresel ekonomideki yavaşlama ve emtia fiyatlarındaki nispi yumuşama beklentisiyle 2012 yılında enflasyonun bu ülkelerde yüzde 5,5’e gerilemesi öngörülmektedir.

 

Bu yazı Genel kategorisine gönderilmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>